anne olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2013 Salı

Dertleşme






     Bazen bakıyorumda küçük yavruyu koruyum derken büyük yavruyu küstürüyorum. Bugünlerde okadar çok gözgöze geliyoruz ki. Öyle bir anki gözlerimin yandığını hissediyorum gözlerindekiyle çarpışınca. Kalbimin içine doğru burkulma fena halde ilerliyo.
    Nasıl koruycaz onları bizden ve de birbirlerinden. İnce detaylar bunlar ama o gözlerdeki hayal kırıklığını, donup kalmayı görünce... Sanki o anda dünyam gözlerinin etrafında dönüyor. Anne diye çığlık atıyormuş gibi. İçim buruk.
Her daim sakinliği korumak ve bolca empati yapmak gerekiyor. Biraz daha dikkat anne! Zor zanaat annelik.








22 Nisan 2013 Pazartesi

Kısaca bu sabah

      Sabah, kapıda ayakkabılarını giyerken;

D* - Anne, sen kardeşim küçük olduğu için mi işe gitmiyorsun?
A* - Evet kızım.
D   - Kardeşim yürüyünce mi işe başlıycaksın?
A   - :) Evet kızım.
D   - Kim bakıcak ona, ben bakıyım anne!
A   - :)
D   - Ama okulum ne olacak anne. Ben okula başlıycam ya.
A   - :) Kardeşine anneannen bakıcak kızım.
D   - Onu çok özlerim anne...


* D: Duru
* A: Annesi



2 Ekim 2012 Salı

Berrak Günler



      Berrak günler 1 Eylül'de başladı. Bir kızım bir yanımda diğer kızım öbür yanımda. Bir çocuk güzel iki çocuk daha da güzelmiş...mis kokusunu çektikçe içime hiç büyümese diyorum.
      Tekrar yeni bir rutine girdik.
       Dinginlik! fakat bebeklerle gelen bir dinginlik.. Uzun, sağlıklı ömürler diliyorum her ikisinede.

28 Nisan 2011 Perşembe

Annelik Evresi

Ne garip şey annelik...
      Bir evrede annelik evresi olmalı. Bir kere başlayan ve hiç bitmeyen …insanın ömrüyle beraber giden…başlayıp da bir daha bitmeyecek olan sorumluluklar…ve sadakat. demek istediğim çocuğum beni böyle yordu, sabaha kadar uyutmadı, dinlemiyor, üzüyor, üstünü değiştirtmiyor, her şeye karşı geliyor, inat ediyor, bir bardak çayı sıcak sıcak içirmiyor, bir öğün  yemek de masadan onbeş kere kalkılıyor, arkadaş toplantıları seyrekleşiyor seyrekleşmeyense merhaba ile hoşça kal arasında  otuz dakika ile sonlanıyor, bilgisayar başına oturulamıyor, ele kitap alınamıyor, banyoda kapı gümgüm gümlüyor, bazı önemli önemsiz işleri yapmak için onun uyuduğu yahut da beş dakika, daha fazla değil, oyuncaklarıyla ilgilendiği vakitleri gözlüyorsun sonra koştur koştur mekik doku evin içerisinde ve normalin üzerinde bir güç yüklendiğini görüyosun…ve görüyosun ki zaman kıymetli… zaman hazine velhasılı demek istediğim bunlar değil. Demek istediğim o aradaki bağ. Mesela kazara düştüğün Kızılay da beş dakika oyalanamayacak kadar seni görünmez iplerle hızla çocuğuna doğru çeken şey, kendin yemeyip ona yedirmek, kendine değil önce ona almak daha da önemlisi gözlerini görmeden yapamamak,  seni taklit eden, gözleyen, gözlemleyen biri olduğunu her an aklından çıkartmadan dört dörtlük yapmaya çalışmak , yanındayken bile özlemek, off bir uyusa deyipte uyuduğunda uyanmasını gözlemek, nasıl da büyüdüğünü anlayamamak, bunu ancak ayağına olmayan ayakkabılardan fark etmek, fakat cümlelerinin nasıl da  büyüdüğünü fark etmek, seyretmek seyretmek  ve seyretmek ama yine de doyamamak, her an değişen ifadelerini hayretle ve tebessümle izlemek, aşık olmak evet ben bu son üç günde iyice aşık oldum kızıma…
Not: Geçenler de bir kitapta okumuştum; çocuğunuzda beğenmediğiniz bir davranış mı görüyorsunuz gidin aynaya bakın yine mi göremediniz o halde gidin tekrar aynaya bakın!...